Galleria Paten
 
  Hakkımızda
  Kadromuz
  Seanslar
  Fiyatlar
  Kampanyalar
  Genel Bilgiler
 
  Eğitim Modellerimiz
  Tarihimiz
  Resimler
  Yeni Buz Pisti
  Buz Etkinlikleri
  Haberler
  Paten Tarihçesi
 
  Artistik Buz Pateni
  Buz Hokeyi
  Mağaza
 
  Artistik Paten
  Giysiler
  Aksesuarlar
  Stoktakiler
  İletişim
 
  Bize Ulaşın
  İstek ve Şikayetler
  Reklam Verin
  Linkler

ARTİSTİK PATİNAJ TARİHİ

 

Buz pateni mazisinin 1300 yıllık bir geçmişe dayandığı ve İskandinav ülkelerinde yaşamımıza girdiği tahmin edilmekte. O senelerde Kazakistan’da atların ayaklarının dış kemiklerinden yapılmış paten kalıntılarına rastlanmıştır.


1498

 

Buz pateninin konu edildiği dünya çapındaki ilk kitap Brugman tarafından yazılmıştır. ‘The Life of Ludvino’

Ludvino birgün buz pateni yaparken buzun kırılması sonucu içine düşmüş ve hayatını kaybetmiştir. O dönemden beri Ludvino patencilerin sembolü haline gelmiştir.



1742

 

Paten tekniği ile ilk kitap Robert Jones tarafından yazılmıştır. ‘A Treatise on Skating’

Kitapta içkenar, dışkenar, kartal tarif edilmiştir.

 

 

1850

 

İlk paten çeliği Bushnell tarafından yapılmıştır

 

 

 

1952

 

Artık buz pateni branşlarının oluşmaya başlamıştı. Buz dansı yarışmaları yapıldı. İngiliz Jean Westwood ve Lawrance Demmt çifti ilk şampiyonlardır.

 

 

1858

 

Dünyada üstü kapalı ilk doğal pist Kanada’da organize edilmiştir.

   

 

1868

 

İlk buz pateni gösterisi Viyana’da yapılmıştır. Jackson Haines bu ihtişamlı gösteride waltz ve mazurka yapmıştır.

 

1874

Amerikalı Jackson Haines, ilk kez sit spin yapan patenci oldu. Sit spin, patencinin dizleri üzerinde çömelerek oturur pozisyona gelip kendi çevresinde dönmesidir. Patenci, tek ayağı üzerinde spin yapar ve serbest kalan bacağı ileri doğru uzatır. Modern Figür Pateni'nin babası olarak değerlendirilen Haines, ayrıca, müzik eşliğinde kayan ilk patenci olarak biliniyor. Doğduğu ülke olan ABD'den ziyade, çarpıcı, şaşaalı stili nedeniyle Avrupa'da, özellikle de Avusturya'da kabul gören Haines için Johann Strauss'un waltzler bestelediği biliniyor.



1876

 

Dünyada ilk kez yapay bir buz pisti İngiltere’de yapılmıştır.

 

 

1882

Avusturya’da ilk yarışma organize edilmiştir. Norveçli patenci Axel Paulsen, Viyana'da 1.5 turluk bir jump yaptı ve bu jump, kendi adıyla axel diye anılmaya başlandı. Paulsen, ileri doğru kayarken havaya zıpladı ve kendi etrafında 1.5 tur dönerek, öbür ayağı üzerine geriye kayarak indi. Böylece, modern patinajın en güzel, en zor jumpı olarak kabul edilen axel ilk kez yapılmış oldu.

 

 

1885

 

İlk defa uluslar arası sürat pateni yarışması düzenlenmiştir.

 

 

1891

 

Sadece erkeklerin yarışmaya katıldığı ilk Avrupa Şampiyonası düzenlenmiştir.

 

 

 

1892

 

Almanya, Avusturya, Hollanda, İngiltere, İsveç ve Macaristan’ın kurucu üyeliğini üstlendiği Uluslar arası Buzpateni Birliği (International Skating Union) kurulmuştur.


1896

 

İlk kez Dünya Şampiyonası düzenlendi. Alman Gilbert Fuchs bu yarışmada Dünya Şampiyonu olan ilk sporcudur.

 

 

1901

İsveçli patenci Ulrich Salchow, kendi adı verilen jumpı yaptı. Ulrich Salchow, döneminin çok iyi patencisiydi. 10 kez Dünya şampiyonluğu kazanan tek erkek ve her iki cins içinde 13 kez Dünya şampiyonalarında madalya kazanan tek patenci oldu. 1908'de ilk Olimpiyat artistik patinaj yarışmasını kazandı.

 

 

1906

 

Artık bu yıldan itibaren bayanlarda buz pateni yarışmalarına dahil edilmeye başlandı. Bayanlar arasındaki ilk yarışma düzenlendi ve İngiliz Magde Syers-Cave şampiyon oldu.

 

 

1910

Alman patenci Werner Rittberger, kendi adıyla anılan jumpı ilk kez yaptı.

 


1913

Avusturyalı Alois Lutz, kendi adıyla anılan jumpı ilk kez yaptı.


1920

Amerikalı Theresea Weld, 1920 Olimpiyat Oyunlarında, salchow attı. Bu salchow, kadın bir patenci tarafından yarışmada atılan ilk jump olarak kayıtlara geçti. Hakemler, jumpı yapmak için sıçradığı sırada eteğinin dizlerine kadar açılması nedeniyle, "bir hanıma yakışmayacak şekilde hareket ettiği için" Weld'e uyarıda bulundular.

 

 

1927-1936

 

Bu yıllar arasında Norveçli patenci Sonja Henie 10 kez üst üste dünya şampiyonu ünvanı edindi.

   

 

 

 

 

TÜRKİYE BUZ PATENİ TARİHİ

 

Türkiye’de ilk buz pateni kulübü 1967 senesinde cemiyet haline getirildive 1971 yılına gelindiğinde ise; bu cemiyet spor kulübü olarak tescil edildi. 1974 yılında ilk yapay buz pistine kavuştuk. Ancak siyasi nedenlerden ötürü bu pist 1981 yılına kadar kapalı kalmıştır.

 

1981’de Türkiye’nin ilk doğal pisti Ankara Kurtuluş Parkı hizmete girdi. Takip eden senede ise; Türkiye'nin olimpik ölçülerdeki ilk buz pisti, Ankara'da Bel-Pa olarak bilinen Büyükşehir Belediyesi'nin Buz Pateni Sarayı açıldı. 1990 senesinde Türkiye artık Uluslar arası Buzpateni Birliği’ne (ISU) dahil edildi. 1 sene sonrasında da Türkiye Buz Sporları Federasyonu kuruldu. Daha önceleri başka Federasyonların bünyesinde faaliyetleri yürütülen Artistik Buz Pateni ancak o tarihten sonra bağımsız bir Federasyon çatısı altında örgütlenmiş oldu.

 

İstanbul ve İzmir'de olimpik ölçülere uyan buz pisti henüz yoktur. İstanbul'da patenciler, Galleria alışveriş merkezinde bulunan küçük bir buz pistinde, İzmir ve Antalya'daki patenciler de, aynı şekilde, kurallara uygun olmayan küçük pistlerde çalışmaktadırlar.

 

 

 

TÜRKİYE BUZ HOKEYİ TARİHİ

Resmi bir dayanağı olmamakla birlikte, XX. Yüzyılın başlarında, çeşitli ülkelerden gelen askerlerin İstanbul'da, donmuş sular üzerinde buz hokeyi oynadığı ve bu sporu geliştirmeye çalıştığı bilinmektedir.

Buz hokeyinin Türk sporcular tarafından oynanmaya başlaması Ankara'da Atatürk Buz Pistinde, Gençlik Parkı'nın donmuş havuzlarında ve İstanbul'da Korukent Buz Pistinde 80'li yılların başlarında olmuştur. Ankara'da Amerikalı Subay Glenn Brown'un ve İstanbul' da Sinisha Tomic'in antrenörlüğünde, son derece kısıtlı malzeme imkanlarıyla buz hokeyi oynamaya başlayan Ankara'lı ve İstanbul'lu iki grup genç, ilk kez 9 Ocak 1988 tarihinde, Ankara Atatürk Buz Pistinde, yaklaşık 200 seyirci önünde, -15 derece sıcaklıkta karşı karşıya gelerek, buz hokeyi maçı yapmışlardır.

Ankara'da, Türkiye'nin ilk olimpik buz hokeyi sahası olan Paten Sarayı'nın (Bel-Pa) açılmasıyla çalışmalar dahada hızlanmış, dönemin Spor Bakanı ile görüşülmüş ve ilk buz hokeyi dosyası açılmıştır.

Aynı yıl, Tarım Kredi Kooperatifleri Spor Klübünün maddi katkılarıyla yurt dışından buz hokeyi malzemeleri getirilmiş, sporcuların kendi imkanları ile sünger ve plastikten yaptıkları malzemelerinin yerini gerçek hokey malzemeleri almaya başlamıştır.

1989 yılı ortalarında, Cüneyt Kozan ve Fahri Paslı tarafından kurulan ilk hokey okulu, Türk buz hokeyi adına atılmış en önemli adımlardan biridir. Buz hokeyine bu okulda başlamış sprocuların bazıları hala A Milli Buz Hokeyi Takımımız kadrosunda yeralmaktadır.

Ankara Paten Sarayı 1989 yılı sonlarında Ankara Tarım Kredi Spor ve İstanbul Paten Klübü arasında oynanan, kurallara uygun ilk buz hokeyi maçına ev sahipliği yapmıştır.

1990 yılının başında Ankara Büyükşehir Belediyesi Spor Klübü, buz hokeyi branşını açmış ve Ankara Tarım Kredi Spor oyuncularının tama**** transfer ederek buz pistlerinde yerini almıştır.

Buz hokeyi branşının Türkiye Kayak Federasyonu'na bağlanmasının ardından 1990 yılının Ocak ayında düzenlenen Ocak 1990 isimli şampiyona, Türkiye'de yapılan ilk resmi şampiyonadır. Ankara Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Paten Klübü, Ankara Atatürk Buz Hokeyi Takımı ve İstanbul Boğaziçi Patinaj Klübü'nün katıldığı şampiyonanın galibi Ankara Büyükşehir Belediyesi olmuştur.

Söz konusu maç ve şampiyonanın, yerli basında çokça yer alarak, Türkiye'de buz hokeyinin tanıtılmasına olan katkılarından, önemi büyüktür.

Buz hokeyi branşı 1991 yılında Türkiye Buz Sporları Federasyonu'nun kurulmasıyla, Türkiye Kayak Federasyonu'ndan ayrılmış ve artistik patinaj branşı ile birlikte yeni kurulan federasyonun çatısı altında toplanmıştır. Türkiye aynı yıl Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu'na (IIHF) üye olmuş  ve 1992 yılında yapılacak olan IIHF Dünya Şampiyonası C Grubu müsabakalarına katılmak için A Milli Takımımız oluşturulmuş ve çalışmalara başlamıştır.

Artan ilgi ile beraber sporcu sayısındaki artış, önce Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesinde ikinci bir takım kurulmasıyla çok kısa bir süre sonra da bu takımın oyuncularının, Ali Güven, Kağan Karaca ve Nevzat Doğan'ın değerli katkılarıyla kurulan Ankiler Buz Hokeyi Klübünü oluşturmasıyla sonuçlanmıştır. Ankiler'in antrenörlüğünü ülkemizde Ataşe olarak görev yapan ve bir süre Ankara Büyükşehir Belediyesini de çalıştıran, Kanada'lı Rino Ouellette yapmış, hokey okulunda başarılı olan hokeycileri Ankiler Buz Hokeyi Klübü'ne alıp yetiştirerek Türk buz hokeyine büyük faydalar sağlamıştır. Ankiler Buz Hokeyi Klübü, 1992 yılında, Ankiler Buz Hokeyi Klübü, Ankara Büyükşehir Belediesi, İstanbul Paten Klübü ve İstanbul İstinye Paten Klübü arasında Ankara'da yapılan turnuvanın şampiyonu olmuş, bu turnuva 1993 yılında kurulacak olan ilk Türk Buz Hokeyi Ligi için zemin hazırlamıştır.

İlk kez 1992 yılında yapılan ve takip eden senelerde federasyonun progr***** eklenerek her sene tekrarlanan hakemlik seminerleri yoğun ilgiyle karşılanmış ve günümüzde Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu'nun organize ettiği turnuvalarda görev yapan hakemlerin yetişmesinde büyük rol oynamıştır.

İlk kez 1993 yılında yapılan ve ileriki senelerde de düzenli olarak tekrarlanan antrenörlük kursları ile antrenörlük görevinin önemi iyice benimsenmiş, uluslararası arenada ve milli takımlarımızın başında görev yapan pek çok değerli antrenörün yetişmesine olanak sağlamıştır.

1993 yılında Cüneyt Kozan'ın önderliğinde Cimos Buz Hokeyi Klübü, Nevzat Doğan'ın önderliğinde Yükseliş Koleji, Fahri Paslı'nın önderliğinde Ayşe Abla Koleji ve Büyük Kollej, Serhat Enyüce önderliğinde Polis Akademisi, hokeyci yetiştirmeye başlamış ve lisanslı sporcu sayısında kısa zamanda büyük artışlara vesile olmuştur.

Giderek artan rekabet, klüplerin yurt dışından Deniz Toraman(TUR), Ertuğ Gürhan(TUR), Sergei Kislitsin(RUS), Stoian Bachvarov(BUL), Emil Damev(BUL), Kostantin Mihaylov(BUL), Rossen Stefanov(BUL), Oleg Moudrov(UKR), Troy Davis(CAN), James Cardone(CAN), Colin Dudunsky(CAN) gibi değerli isimleri transfer etmeye zorlamış, bu da Türkiye'de hokey kalitesinin artmasına ve 1997 yılına kadar Dünya Şampiyonalarında galibiyeti olmayan A Milli Takımımızın, Yeni Zellanda karşısında aldığımız ilk galibiyeti ile sonuçlanmıştır.

 

 

 

PATENLER

Patenlerin altına takılan çelikler, 3-4 mm genişliğindedir ve karbon çeliğinden imal edilmiştir. Bu çelikler, belli belirsiz derecede içbükeydir ve patencinin buz üzerinde kaymasını, dönmesini, durmasını sağlar.

Çeliğin 3-4 mm genişliğindeki buzla temas eden yüzeyi hafifçe içe doğru oyuktur ve bu oyuğa oluk adı verilir. Bu oyukluk nedeniyle çeliğin iki kenarı bıçak gibi keskindir ve bu keskinlik sayesinde buzu kavrar.

Çeliğin ayağın içe bakan kısmına "içkenar", dışa bakan kısmına "dışkenar" adı verilir. İçkenar ve dışkenarlar, patencilerin buzda kontrolünü ve hızını sağlar. Çeliğin ön ucunda yer alan ve "tırtıl" adı verilen dişler de, jump öncesinde itme gücü, spinlerin yapılmasını ve yön değiştirmeyi sağlar.

Çelikler ve botlar ayrı ayrı satılır. Çelikler, botlara vidalanarak tutturulur. Bu da ayrı bir ustalık işidir. Çelikler, bota tam ortalanarak vidalanmalıdır. Çelikler, ilk kullanılacağı zaman oluk açılmalı, yani çeliğin yüzeyi içe doğru hafifçe bilenmelidir. Bu yapılmazsa, çelik buzu iyi kavramaz; bu da patencinin buzdaki kontrolünü, genel olarak kaymasını olumsuz etkiler.

Botlar deriden yapılır. Tabanları, çeliklerin vidalanabileceği biçimde kalın ve sağlam köseleden yapılmıştır. Botların iç kısmı ayağı ve özellikle ayak bileğini iyi kavrayacak şekilde takviye edilmiştir. Botlar ayağı ne sıkacak kadar küçük, ne de ayağın kavramayacak kadar büyük olmalıdır. Patencinin, ayağına uygun olmayan patenle rahat kayması mümkün değildir.

Bot, ilke kez kullanıldığında pek rahat değildir. Patencinin bota alışması, ayağın bota alışması gerekir. Yani patenciler arasında yaygın deyişle botun "kırılması" (yumuşaması) gerekir. Bu da belli bir süre ister. Bu nedenle, kaymalarını olumsuz etkilememesi için patenciler yarışmaya az bir zaman kala patenlerini yenilemezler. Alışma dönemi beklenenden uzun sürebilir; bu yüzden yarışma öncesi patenciler genellikle böyle bir riske girmezler. Erkekler genellikle siyah, bayanlar beyaz pateni tercih ederler. Ama son yıllarda değişik renkli patenler de görülmektedir.